mutluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mutluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ekim 2012 Perşembe

Suçlama

Bugünlerde çok yoruluyorum. Düşünmekten, duygularımı anlamaktan, anlatmaktan, dinlemekten, okumaktan, yazmaktan, yoğun salınımlar yaşamaktan, çözmeye çalışmaktan, kabullenmeye uğraşmaktan... Beynimi alıp bir kenara koymak istiyorum bazen, hiçbir şey düşünmeyip hiçbir şey hissetmemek istiyorum. Çok fazla geliyor.

Sizden bir ricam var: Lütfen bu kaza için Deniz'i suçlamayın. Deniz ne intihar etmek istiyordu, ne de bile bile kaza yapacak koşulları yaratmaya çalışıyordu. Bu yöndeki imalar ve konuşmalar beni gerçekten çok kırıyor, incitiyor. Deniz'i de kırardı eminim.

Deniz tanıdığım birçok insandan çok daha fazla yaşama sevinciyle doluydu, yaşama sıkı sıkı sarılıydı. Ne bunalımdaydı, ne de herhangi bir sıkıntısı vardı. Birçok insanın dert ettiği birçok şeyi dert etmiyordu. Son derece mutlu, arkadaşlarımızla, yakınlarımızla güle oynaya bir hayat geçiriyorduk onunla; daha yola çıkmadan bir gün önce de tanışma yıldönümümüzü kutlayıp birlikte uzun bir ömür dilemiştik (ona daha sonra geleceğim).

Evet, Deniz çok uyumadan yola çıktı. Ama bakarsanız toplamda 5 saat uyumuştu. Evet, gece yolculuğu yaptı. Ama hangi biriniz yapmadınız ki? Evet, güneş karşıdan vurunca içi geçmiş büyük ihtimalle. Hangi biriniz kendini öyle gözü açık içi geçmiş bulmadı ki ömrü boyunca? Belki siz de birkaç kez öyle kaza atlattınız hiç farkında bile olmadan. Evet, arkadaşımızın vefatından dolayı morali bozuktu. Moraliniz bozukken yaptığınız onca şeyi hatırlayın. Evet, arabamız çok iyi değildi. Ama çok kaliteli bir arabadan da sağ çıkamayabilir insan. Evet, belki arkadaşımızın ailesini taziyeye gitmemiz çok acil değildi. Ama kimin nereye gideceğine ya da gitmeyeceğine, hangi yola çıkmanın lüzumlu, hangisine çıkmanın lüzumsuz olduğuna kim karar verebilir? Kaza, birçok koşulun bir anda bir araya gelmesiyle oluştu. O bir an da Deniz'in yaşamına maloldu. Böyle bir anın cezası ölüm olmamalıydı. Deniz'in hayatından daha değerli ne var?

Ama bütüün bu saydığım koşullar oluşmamış olsaydı da biz bir anlık dalgınlıkla gene kaza yapabilirdik. Deniz bu kazayı önlemek için nasıl çabaladı, direksiyonu nasıl deli gibi çevirdi, frene nasıl asıldı. Engelleyebilecek olsaydı zaten engellerdi; herkes engellerdi mümkün olsaydı bu kazayı. Kim bile bile kaza yapar ya da yaptırır ki?

Onun için lütfen Deniz'i suçlamayın. O da hiç istemezdi bütün bunları, emin olun.

11 Ekim 2012 Perşembe

Pazarlık

Deniz;

Keşke araba senin olduğun tarafa değil de benim olduğum tarafa devrilseydi. O zaman ilk darbeyi ben almış olacaktım. İkinci, fazla etkisi olmayan darbeyi de sen. Kafan azıcık şişecekti, o da iki gün sonra. Gözünde de sonradan bir morluk oluşacaktı, ara sıra yer değiştiren. Sol bacağın hafifçe şişecekti, yirmi dakika kadar sıkışıp kalmaktan. Ama yaşamaya devam edecektin. Üç hafta sonra kazaya ilişkin hiçbir iz kalmayacaktı bedeninde. Keşke o yirmi dakikanın sonunda ben değil de sen uyansaydın.

Keşke bacağın kırılsaydı, kolun kırılsaydı. Emniyet kemerin takılı olmasaydı sen de kapıdan fırlasaydın. Zaten kapılar hemen açılıveriyordu. Kemerin takılı olmasaydı belki de biraz sıkıntı çekecektin, ama gene yaşayacaktın. Ama keşke kafana hiçbir şey olmasaydı, ona bir şey olmasaydı diğer hepsini kurtarabilirlerdi.

Keşke seni kurtaracak farklı bir tedavi yöntemi olsaydı. Ankara'ya nakledilseydin. Bir ameliyat, bir ameliyat daha yapsalardı. Bir ilaç verselerdi. Ödemi çözselerdi, bazı sıvılar verip. Kanamayı durdurup yeni kan verselerdi.

Keşke bütüün o yıllar içinde anılarımızı biriktiren eşyalarımızın hepsi yokolsaydı, evimiz yansaydı, bankada hiç paramız kalmasaydı ama sen hayatta olsaydın. Gene hayatta olsaydın. Onların hepsini hallederdik, kafamızdaki bilgiler, hayaller durduktan sonra.

Seni sırf kendime istediğim için, şimdi yalnız kaldığım için üzülmüyorum öldüğüne. Seninle keşke ayrılmış olsaydık, sen başka bir ülkeye gitmiş, hiç dönmeyeceğin bir yolculuğa çıkmış olsaydın, seni bir daha asla göremeyecek olduğumu bilseydim ama gene yaşasaydın. Gene yaşasaydın. Sadece bana mutluluk verdiğin için değil, kendin olduğun için, çok güzel bir insan olduğun için yaşasaydın. Çok güzel projeler yapacağın için, çok iyi bir yönetmen olduğun ve daha da iyisi olacağın için yaşasaydın. Hayallerini gerçekleştireceğin için yaşasaydın, beni mutlu etmek için değil. Başka insanlarla, başka mutluluklar yaşayabileceğin için yaşasaydın.

Ama bir de seni sırf kendime istediğim için, seninle olmak bana çok büyük bir mutluluk verdiği için, seninle bir 'bütün' olduğum için yaşasaydın. Bir arkadaşımız geçen gün şöyle dedi: Annem beni doğurdu, ama ben seninle birlikte yeniden doğdum. İşte bunun için yaşasaydın. Sensiz yarımdım, seninle birlikte tam olduğum için yaşasaydın. Seneler boyunca mutluluk içinde yaşayabileceğimiz için yaşasaydın.