Valla artık ne yapacağımı şaşırdım. O kadar yorgunum ki... Tam 'artık duygularımdan bahsetmeyeyim' diyorum, duygularım her taraftan katmer katmer fışkırıyor. 'Artık kendime acımıyorum' diye birkaç saat evvel telefonda söyledim, kendime acıma denizi içinde yuvarlandım az önce. Fazla büyük konuşmayayım ya da yazmayayım en iyisi.
Amaa en zoru da şu: Sanki Deniz'in trafik kazası geçirip öldüğü haberini ilk defa almışım gibi, sanki bütüün o aşamalardan hiç geçmemişim gibi tekrar tekrar döngü başlıyor. 'Hayır, olamaz' diyorum, 'Deniz'in başına bu kadar kötü bir şey gelmiş olamaz, benim başıma bu kadar kötü bir şey gelmiş olamaz'. Sonra tekrar tekrar öfkeleniyorum, nasıl anlatamam, kimse durduramıyor beni. Kendimden korkuyorum. Pazarlık yapıyorum, 'Şundan şunda şundan vazgeçerdim, yeter ki Deniz yaşasaydı' diyorum. Mesela hala Deniz'in 'şartlı olarak' yaşayabileceğine dair rüyalar görüyorum (Deniz geri geliyor ama çok önemli bir şeylerden vazgeçmiş oluyoruz). Sonra Deniz'in yaşamadığı dünyaya uyanıyor, yeniden çok yoğun bir duygu çöküşü yaşıyorum. Sonra yine üzüntü içinde devam ediyorum. 'Bunları daha önce konuşmuştuk' diyeceksiniz. Biliyorum konuştuk, ama ne yapayım.
Hala daha 'Bu tür şeyler benim başıma gelmez ki, Deniz'in başına hiç gelmez, nasıl yani?' diyorum. Deniz'in ölümündeki bu haksızlık, bu zamansızlık, bu muhteşem adamın yaşamının hiç sebep yokken yarıda kesilmesi beni tekrar tekrar tekrar yere yapıştırıyor. Artık halim kalmadı.
Bu tür şeyler benim de başıma gelmesin, kimsenin de başına gelmesin. Ama Deniz'in başına hiç mi hiç gelmesin. Ne kadar zor bir şey. Ne kadar dayanılmaz. Yaşlılıktan, huzur içinde ölmek gerekiyor, anneannem gibi. Anneannemi o kadar kıskanıyorum ki şu anda. Onu da bir ara anlatacağım...
kayıp aşamaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kayıp aşamaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 Şubat 2013 Pazar
11 Ekim 2012 Perşembe
Pazarlık
Deniz;
Keşke araba senin olduğun tarafa değil de benim olduğum tarafa devrilseydi. O zaman ilk darbeyi ben almış olacaktım. İkinci, fazla etkisi olmayan darbeyi de sen. Kafan azıcık şişecekti, o da iki gün sonra. Gözünde de sonradan bir morluk oluşacaktı, ara sıra yer değiştiren. Sol bacağın hafifçe şişecekti, yirmi dakika kadar sıkışıp kalmaktan. Ama yaşamaya devam edecektin. Üç hafta sonra kazaya ilişkin hiçbir iz kalmayacaktı bedeninde. Keşke o yirmi dakikanın sonunda ben değil de sen uyansaydın.
Keşke bacağın kırılsaydı, kolun kırılsaydı. Emniyet kemerin takılı olmasaydı sen de kapıdan fırlasaydın. Zaten kapılar hemen açılıveriyordu. Kemerin takılı olmasaydı belki de biraz sıkıntı çekecektin, ama gene yaşayacaktın. Ama keşke kafana hiçbir şey olmasaydı, ona bir şey olmasaydı diğer hepsini kurtarabilirlerdi.
Keşke seni kurtaracak farklı bir tedavi yöntemi olsaydı. Ankara'ya nakledilseydin. Bir ameliyat, bir ameliyat daha yapsalardı. Bir ilaç verselerdi. Ödemi çözselerdi, bazı sıvılar verip. Kanamayı durdurup yeni kan verselerdi.
Keşke bütüün o yıllar içinde anılarımızı biriktiren eşyalarımızın hepsi yokolsaydı, evimiz yansaydı, bankada hiç paramız kalmasaydı ama sen hayatta olsaydın. Gene hayatta olsaydın. Onların hepsini hallederdik, kafamızdaki bilgiler, hayaller durduktan sonra.
Seni sırf kendime istediğim için, şimdi yalnız kaldığım için üzülmüyorum öldüğüne. Seninle keşke ayrılmış olsaydık, sen başka bir ülkeye gitmiş, hiç dönmeyeceğin bir yolculuğa çıkmış olsaydın, seni bir daha asla göremeyecek olduğumu bilseydim ama gene yaşasaydın. Gene yaşasaydın. Sadece bana mutluluk verdiğin için değil, kendin olduğun için, çok güzel bir insan olduğun için yaşasaydın. Çok güzel projeler yapacağın için, çok iyi bir yönetmen olduğun ve daha da iyisi olacağın için yaşasaydın. Hayallerini gerçekleştireceğin için yaşasaydın, beni mutlu etmek için değil. Başka insanlarla, başka mutluluklar yaşayabileceğin için yaşasaydın.
Ama bir de seni sırf kendime istediğim için, seninle olmak bana çok büyük bir mutluluk verdiği için, seninle bir 'bütün' olduğum için yaşasaydın. Bir arkadaşımız geçen gün şöyle dedi: Annem beni doğurdu, ama ben seninle birlikte yeniden doğdum. İşte bunun için yaşasaydın. Sensiz yarımdım, seninle birlikte tam olduğum için yaşasaydın. Seneler boyunca mutluluk içinde yaşayabileceğimiz için yaşasaydın.
Keşke araba senin olduğun tarafa değil de benim olduğum tarafa devrilseydi. O zaman ilk darbeyi ben almış olacaktım. İkinci, fazla etkisi olmayan darbeyi de sen. Kafan azıcık şişecekti, o da iki gün sonra. Gözünde de sonradan bir morluk oluşacaktı, ara sıra yer değiştiren. Sol bacağın hafifçe şişecekti, yirmi dakika kadar sıkışıp kalmaktan. Ama yaşamaya devam edecektin. Üç hafta sonra kazaya ilişkin hiçbir iz kalmayacaktı bedeninde. Keşke o yirmi dakikanın sonunda ben değil de sen uyansaydın.
Keşke bacağın kırılsaydı, kolun kırılsaydı. Emniyet kemerin takılı olmasaydı sen de kapıdan fırlasaydın. Zaten kapılar hemen açılıveriyordu. Kemerin takılı olmasaydı belki de biraz sıkıntı çekecektin, ama gene yaşayacaktın. Ama keşke kafana hiçbir şey olmasaydı, ona bir şey olmasaydı diğer hepsini kurtarabilirlerdi.
Keşke seni kurtaracak farklı bir tedavi yöntemi olsaydı. Ankara'ya nakledilseydin. Bir ameliyat, bir ameliyat daha yapsalardı. Bir ilaç verselerdi. Ödemi çözselerdi, bazı sıvılar verip. Kanamayı durdurup yeni kan verselerdi.
Keşke bütüün o yıllar içinde anılarımızı biriktiren eşyalarımızın hepsi yokolsaydı, evimiz yansaydı, bankada hiç paramız kalmasaydı ama sen hayatta olsaydın. Gene hayatta olsaydın. Onların hepsini hallederdik, kafamızdaki bilgiler, hayaller durduktan sonra.
Seni sırf kendime istediğim için, şimdi yalnız kaldığım için üzülmüyorum öldüğüne. Seninle keşke ayrılmış olsaydık, sen başka bir ülkeye gitmiş, hiç dönmeyeceğin bir yolculuğa çıkmış olsaydın, seni bir daha asla göremeyecek olduğumu bilseydim ama gene yaşasaydın. Gene yaşasaydın. Sadece bana mutluluk verdiğin için değil, kendin olduğun için, çok güzel bir insan olduğun için yaşasaydın. Çok güzel projeler yapacağın için, çok iyi bir yönetmen olduğun ve daha da iyisi olacağın için yaşasaydın. Hayallerini gerçekleştireceğin için yaşasaydın, beni mutlu etmek için değil. Başka insanlarla, başka mutluluklar yaşayabileceğin için yaşasaydın.
Ama bir de seni sırf kendime istediğim için, seninle olmak bana çok büyük bir mutluluk verdiği için, seninle bir 'bütün' olduğum için yaşasaydın. Bir arkadaşımız geçen gün şöyle dedi: Annem beni doğurdu, ama ben seninle birlikte yeniden doğdum. İşte bunun için yaşasaydın. Sensiz yarımdım, seninle birlikte tam olduğum için yaşasaydın. Seneler boyunca mutluluk içinde yaşayabileceğimiz için yaşasaydın.
8 Eylül 2012 Cumartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)