haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Nisan 2013 Cumartesi

Leylekler


Deniz;

Geçen gün Caddebostan'a doğru yürürken kafamı bir kaldırdım. Gökyüzünde binlerce leylek. Upuzuuuuun, alabildiğine bir koridor halinde uçuyorlardı! Geri gelmişlerdi! Geçen sene hatırlıyor musun bu sıralarda Assos'a arabayla gene ara yollardan giderken bir dağın tepesinde leyleklere rastlamıştık. Binlercesi, bütüün gökyüzü leylek kaplıydı ve tepemizden, çok yakından geçiyorlardı. Derhal arabayı durdurup sen fotoğraf makinenle, ben dürbünümle dışarı çıkmıştık.

Bu muhteşem manzarayı bu sefer sensiz görmek çok acı verdi. Uzun süre leyleklere baktım. Bir yandan da sevindim. Senden haber mi getirmişlerdi?

O gün Deniz'in çektiği fotoğraflardan
*Geçenlerde August Rush diye bir film seyrettim. Türkçesi var mı bilmem. Kaybetmekle ve yeniden bulmakla ilgili. Bir de, asıl, müzikle. Bazen kelimeler ya da çizimler kendimi ifade ederken çok yetersiz, bayat ve kuru geliyor. 'Demek istediklerim bunlar değil, bunlar Deniz'e hakkını vermiyor' diye baya kafayı yiyorum çoğu zaman. Sanırım müzik duygular için çook daha doğru bir ortam. Film bazı yerlerde o kadar melodram oluyor ki insana fenalık geliyor; bir de bazen çok saçma yerlere bağlıyor. 

Fakat onu vaktiniz olduğunda, bir kez de beni ve Deniz'i düşünerek izler misiniz? İyi bir hoparlörünüz olursa daha iyi olur. Doğrudan bizim hikayemiz değil tabii ama bir sürü ilginç yeri var bence. Birçok yerde gürül gürül ağladım; müzikle birlikte duygularım o kadar yoğunlaştı ki. Acaba sizde de aynı duyguları uyandıracak mı, merak ediyorum. İzledikten sonra benimle paylaşır mısınız?

4 Şubat 2013 Pazartesi

Sarai Sierra

Aslında her gün bir sürü cinayet oluyor, ben de aslında çok fazla bu tür haberlere bakmamaya çalışıyorum, bizim gazetelerde çok acayip bakış açılarıyla yansıttıkları için. Ama nedense Sarai Sierra'nın hikayesini en başından beri takip ediyorum, kaybolduğundan beri daha doğrusu. İstanbul gezisinden sonra 21 Ocak'ta Amerika'ya dönmek üzere uçağına binmemiş, ailesi onu aramaya gelmiş ve en sonunda (dün galiba) öldürüldüğü ortaya çıkmış.

Tüm bu zaman içinde hep onun sağ salim bulunacağını umdum. Eşi, anne-babası, kardeşleri perişandı İstanbul'a aramaya gelmeden ve geldiklerinde. Şimdi düşünemiyorum bile hallerini, çocuklarını. Başları sağolsun ve bu zorlu yolda onlara sabır diliyorum. Bir yandan çok iyi anlıyorum neler yaşadıklarını, bir yandan da aklım almıyor hissedebileceklerini... Bayağı etkilendim, düşünüyorum Sarai'yi ve onları. Of... Kararan yaşamlar.

Benim dikkatimi çeken ve baya da üzen bu olayda şöyle yorumlar oldu: 'Evli barklı çocuklu kadının yurtdışında tek başına ne işi var?' 'Kocası nasıl izin vermiş öyle dolaşmasına?' 'Ama böyle arka sokaklarda da gezilir miymiş canım?' 'Araları kötü müymüş neymiş' ve benzeri tarzda. Sürüsüne bereket, üstelik başta gazetecilerden ve hatta olayla ilgilenen yetkililerden, ve de bütün milletlerden gelmiş bu yorumlar. Oysa tek bir suçlu var: Sarai'yi öldüren kişi. Önemli olan tek bir gerçek var: Bir insan öldü. Bu insanı birçok kişi seviyordu. Nerdeyse kadına 'Oh olsun, bu da ders olur aleme' felan diyecekler. Yapmayın etmeyin...

Neden bu tür yorumlar yapar insanlar, ölümü kendilerinden uzaklaştırmak için mi derler böyle bilemiyorum. 'Ben yurtdışına gitmiyorum, o zaman benim başıma böyle bir şey asla gelmeyecek, aferim bana!' mı demiş oluyorlar aslında, anlamıyorum ki. Böyle korkunç bir durumda acılı ailenin tek ihtiyacı olan şey onlara destek olunması, başka hiçbir şey değil. Bazen çok zorlanıyorum, dayanamıyorum insanların tepkilerini görünce. Bize de 'Ne işiniz vardı gecenin bir vakti yolda' dendi, Deniz'e suç bulundu, bana suç bulundu, üçüncü arkadaşımıza suç bulundu... Ne diyim, çok takılmamaya çalışıyorum; insanların ağzından, klavyesinden çıkanı ben bilemem, ama tutamadım birden kendimi. Bazen resmen 'Acımasızlık!' diye bağırıyor insanların davranışları. Zaten eşi, çocukları, anne-baba, kardeşleri yiyebileceği en büyük darbeyi yemiş, sizin de üstüne tuz biber olmanıza ihtiyaçları yok. Valla.

Siz ne düşündünüz Sarai'nin hikayesini okuyunca?